"Öğretmen yetiştirmek için kurulan ama bir kuşak yetiştiren kurum"

Köy Enstitüleri Derneği Denizli Şubesi Başkanı Ayşegül Odabaşıoğlu ile Köy Enstitüleri'ni konuşmak için çalıştığı okulda buluştuk. Bu yıl Köy Enstit...

Haber albümü için resme tıklayın

Köy Enstitüleri Derneği Denizli Şubesi Başkanı Ayşegül Odabaşıoğlu ile Köy Enstitüleri'ni konuşmak için çalıştığı okulda buluştuk. Bu yıl Köy Enstitülerinin kuruluşunun 79. yıldönümünde köy enstitülerini konuşmak istedik. Sohbetimiz daha çok köy enstitüsü ruhuyla ilgili. Ayşegül öğretmen bize zamanımız el verdiğince köy enstitüsü ruhunu nasıl yaşattığını, öğrencileriyle neler yaptıklarını anlattı. Öğrencilerine karşı sevgi dolu, onlara karşı hoşgörülü köy enstitüsü ruhunu yansıtan eğitim aşığı bir öğretmen... Abarttığımı düşünüyorsanız, gidip öğrencilerine sorabilirsiniz... İyi okumalar... 

Ayşegül Öğretmenim Köy Enstitüleri nedir, temelinde ne var?

Köy Enstitüleri öğretmen yetiştirmek için kurulmuştur, ancak sadece bunu yapmakla kalmaz Köy Enstitüleri. Bu okullarda, görevlerini fazlasıyla ciddiye alan öğretmenler görev yapmış ve bu öğretmenler, köy eğitimciliğin çok dışına taşan ve hayatın her alanına eleştirel bakabilen, bir büyük kuşak yetiştirmişlerdir.

Köy Enstitüsü ruhu nedir, siz bu ruhu yaşatmaya çalışan bir öğretmensiniz. Bunun için neler yapıyorsunuz?

Bence köy enstitüsü ruhu vatan, millet sevgisidir. Çocuklarını, ülkeni kalkındırmaktır. Ben öncelikle işimi düzgün yapmaya çalışıyorum. Bir de herkesin öğretmeni olmak çok önemli. Her yaştan insanın öğretmeni olmak, benim burada her yaştan öğrencim var. Kadınlara okuma yazma öğretiyorum, sınava hazırlanan öğrencilere yardımcı oluyorum. Kendi öğrencilerimin yanı sıra özel öğrencilere destek eğitimi veriyorum. Bir öğretmen etrafına her zaman ışık saçmalı, herkesin öğretmeni olmak önemli. Artık öğretmenlik, öğretmenin benliğine işlemeli diye düşünüyorum. O ruhta şöyle yaşıyor. Önce iyi yurttaşlar yetiştirmek. Köy enstitüsünün amacı öğretmen yetiştirmenin yanı sıra iyi yurttaş yetiştirmek. İyi yurttaş zaten her meslekte işini iyi yapar, etik kurallara uygun yapar. Herkes işini düzgün yapınca, millet kalkınır, ülke kalkınır. Ben de ülkeme bu şekilde destek oluyorum.

Köy Enstitüleri yeniden yaşatılabilir mi?

Köy Enstitülerini yaşatmak için büyük binalara, yatırımlara ihtiyacımız yok. Çok iyi yetiştirilmiş meslek bilgisi ile donanmış, ülkesini ve vatanını yükseltmeye ant içmiş, etik Türkiye Cumhuriyeti hedeflerine inanan öğretmenlere ihtiyacımız var. Bugünün içi boşaltılmış 'eğitim' anlayışını, özgürleştirici insanlık değerleri üzerine yeniden kurarsak Köy Entstitülerini de yaşatabilmiş oluruz. İlla bunun adı köy enstitüleri de olsun da değil, amacımız onun ilkeleri olsun bu bize yeter. Elbette böyle coşku verici bir eğitim modelininin içinde yer alan gerek öğretmenler, gerek yöneticiler, gerek öğrenciler ne denli özel ve önemli bir sürecin içinde yer aldıklarının farkında olacak. Aldıkları eğitim sayesinde bulundukları kültürel ortamının dışına çıkacak ve Türkiye'de sanat gelişecek, spor gelişecek, müzik gelişecek ve dünya da ilkler arasına girecektir.

Bu ruha uygun olarak neler yapıyorsunuz?

Müfredat dışında, ben öğrencilerimle bol bol oyun oynuyorum. Yaşayarak, yaparak öğrenmeye çalışıyoruz. Mesela yüzme oluyor, Bakanlık destekliyor. Velilerimizle konuşup onları ikna ediyorum. Resim yapıyoruz. Eğitim sadece eğitmek değil, öğretimde aynı zamanda. Başkalarına saygı duymayı, insanları sevmeyi, doğayı sevmeyi öğretiyorum. Doğaya çıkıyoruz bazen, etkinlikler yapıyoruz. İnsanı sevmekle başlıyor her şey, birbirimizi seviyoruz. Ben onlara kızsam bile, onlar bunu onların iyiliği için, onları sevdiğim için yaptığımı fark ediyorlar.

Bu müfredat dışını çıkarak yaptığınız etkinlikler, okul idaresi nasıl karşılıyor ve diğer öğretmenler de yapıyor mu bu tarz etkinlikler, yoksa müfredat mı uygulanıyor sadece?
Okul müdürümüz bu konuda kısıtlamıyor. Diğer öğretmenlerimizde eğitimin müfredata sıkıştırıldığının, bunun böyle olmaması gerektiğini biliyorlar. Benim yaptıklarımın doğru olduğunu biliyorlar. Ama müfredata sıkışmışlık var. Test, test, test. Bu çocuklar testlerden sıkıldı. Bizim çocuklarımızın özgür ortamlara ihtiyacı var, bunu her öğretmen biliyor. Kuralları zorluyor, ama bir gezi yasak deniyor. Çocukları dışarı çıkarınca ya başına bir şey gelirse endişesi var ama cesur olmak, sorumluluğu alabilmek önemli. Bir geziye gittiğimizde çocuklara dikkat etmek gerekiyor, ben emanet aldığım çocuğu en güzel şekilde getirmeye çalışıyorum. Bazen sakatlanmalar, ufak yaralanmalar olabiliyor. Ama anne babalar biliyor ki, Ayşegül Öğretmen sonuna kadar ilgilenmiştir diyorlar. Anne babalar izin verdiği sürece bir şeyler yapıyoruz. Yılbaşında sinemaya gittik. Bütün öğretmen arkadaşlarımız bunun böyle olması gerektiğini farkında olan arkadaşlarımız var. Benim gibi öğretmenlik yapan birçok arkadaşım var. Çocuklarıyla oyunla öğreten birçok öğretmen var. Türkiye'de eğitimin yok olmamasının nedeni öğretmenler. Öğretmenler itibarsızlaştırılıyor ama biz mücadele ediyoruz.

Öğrencilerinizli ilginç anılarınız oluyor mu?

Oluyor tabi. Bazen kahvaltı yapmadan geliyorlar, anne babaları ayrılanlar oluyor. Her türlü duyguyu birlikte paylaşıyoruz. Bazen kendi hayatımdan da vazgeçerek onların yanında olmaya çalışıyorum. Değişik anlar yaşıyoruz. Her zaman onların yanında olduğu göstermeye çalışıyorum. Bazen kendi hayatından vazgeçerek onların yanında olmaya çalışıyorum.

Bu farklı öğretmenliğinizi veliler nasıl karşılıyor?

Bazen velilere bir şeyler anlatmak zor olabiliyor. Suriyeli öğrencilerim de var. Birbirimizin dilini anlamıyoruz, vücut harekteleriyle, jest ve mimiklerle anlaşmaya çalışıyoruz. Suriyeli bir öğrencim merhaba demeyi bile bilmiyordu, Türkçe'yi burada öğrendi. İlk başlarda velilerimizle zıtlaştığımız zamanlar oldu. Bu okulda görev yapmaya başlayalı 10 yılı geçti, artık birbirimizi anlıyoruz. Çocuklarının iyiliğini istediğimi, onları iyi eğitmek istediğimi biliyorlar. Bazen yöneticilerimizle sorun yaşıyoruz. Ama ben bu sorunların üstesinden geleceğim çünkü işimi zevkle, düzgün bir şekilde yapıyorum, iyi öğrenciler yetiştiriyorum, kendime inanıyorum.

Köy Enstitüleri kadına, kişi olarak, birey olarak bakan kurumlardır. Kadın dernekleri de buradan çıktı. Kadın dernekleriyle aktif olarak çalışıyoruz. Kadına şiddet, çocuk gelinler bunlar tüm Türkiye'de gözlem altında, çevrenizdeki olaylara sessiz kalmamanızla başlıyor her şey. 12 yaşındaki çocuk evlendirilemez, toplum olarak buna tepki vermeliyiz. 18 yaşına kadar tüm insanlar çocuktur. Bunların şahitliği kabul edilemez, bu çocuklar kadın veya erkek olamaz. 18 yaşına kadar çocuktur. Bu çocuklar okuyacak, meslek sabihi olacaklardır. Bir kız çocuğunun erkenden evlendirilmesi, mal gibi satılması kabul edilemez. Bunu bizim dinimiz de kabul etmez. İnsan olan bunu kabul edemez.

Kadına şiddete gelince, şiddet zaten ülkemizde bir sorun. Televizyonlarda da şiddet içeren diziler var, vadiler, çukurlar. Bizim çocuklarımız yine sağlam, bizim çocuklarımızın beslenmesiyle oynadılar, şiddet öğretiyorlar, korumaya çalışıyoruz. Çocuklarımıza test, test, test diye toplumsal değerlerinden koparılıyor. Tabletlere, internete bağımlı hale getiriyorlar. Çocuklarınız kitaplarla dost olsun. Arkadaşlarıyla oynasın, doğada oynasın. Küçük çocukların eline telefon veriliyor, benim çocuğum çok iyi telefon kullanıyor diye övünülüyor. Bırakın çocuklarınız masal okusun, masal anlatsın. Kitap okurken beni dinliyor mu, bunlar önemli beceriler. Türk toplumuna kendi kültürü unutturuldu. Biz Türkler doğaya dost insanlarız. Çoğumuz göçebelikten geldik, tarım toplumundan geldik. Biz tarıma yabancılaştırıldık. Biz toprağımızdan koparıldık. Biz toprağımıza geri dönmeliyiz. Köy enstitüleri tabi ki yaşatılabilir. Köy enstitüsü bina demek değil ki. İyi yetişmiş öğretmenlerle, anne babalarla birlikte çalışmak demek.

Dernek olarak neler yapıyorsunuz?

Biz Köy Enstitülerini araştırıyor, akademik çalışmalar yapıyoruz. Dergi ve kitap çıkartıyoruz. Köy Enstitüleri ilkeleri okullara gelse bizim derneğimiz asıl o zaman aktifleşmiş olacak. Köy enstitülerinde neler uygulandı, usta öğreticilik, el sanatları, nasıl üretildi, nasıl tarıma destek verildi bunların tarihsel kaynak taramasındayız. Biz köy enstitülerini anlatamadık daha, toplum zannediyor ki buralarda komünist yetişmiş. Hayır, köy enstütüleri demek iyi insan, iyi yurttaş, iyi öğretmen yetiştirmek demek, toplumu, demokrasiyi yükseltmek demek, toplumu örgütlü hale getirmek demek. Köy enstitüleri kooperatifler kurmuş, tarım önem vermiş. Enstitülerin neden kapatılmak istendiği açık. Toplumu bilrbirinden kopartmak için eskisi gibi imece yok, birlik dayanışma, birlikte başarmak, takım arkadaşlığı yok. Aidatlık duygusunu aşılıyordu. Şimdi çocuklar tüketim toplumuna doğuyor. Türkiye Cumhuriyeti yeni bir ülkeydi, birlikte savaşı kazandılar, cumhuriyeti birlikte kurdular, kalkınmayı amaçladılar, birlikte mücadele ettiler. Bu birliktelikten emperyalistler korktular. Biz çok iyi üretiyorduk, toprağımız verimli, tarımı bilen insanlardık, bizi birbirimizden kopardılar, tohumlarımızı bozdular, ağaçlarımızı kestiler. Şimdi çocuklarımızı internete bağlıyorlar, fastfooda bağlıyorlar. Şiddet içeren diziler çukurlar. Televizyonda topluma uygun olmayan programları yayından kaldırılsın. Çocuklar sessiz olsun, uslu dursun diye televizyon açıyor. Televizyon karşısında uslu duruyor çocuk. Biz eğitimde uslu duran değil, hareketli çocuklara ihtiyacımız var. Kendini bilen, analiz edebilen, haraketini kontrol eden çocuklara ihtiyaç var. Çocuklar yaratıcılığını geliştirici bir şey yapmıyor ki, biz eskiden sokaklarda oyun oynardık, yaratıcılığımız gelişirdi. Çocuklar parka çıkamıyor dışarda sigara, organ mafyası, alkol gibi birçok tehlike var.

Öğretmene şiddet olayları çok arttı, neden böyle oldu?

Ergenlik dönemi çocukların, dürtülerin harekete geçtiği dönem. Yanlış yönlendirilebiliyor, öğretmenler uyardığında tepki verebiliyor. Öğretmenler toplumda küçük durumu düşürülüyor, itibarsızlaştırılıyor. Öğretmen yücelirse toplum yücelir. Öğrenciler öğretmene şiddet uyguluyor, öğretmen kendini savunamıyor bile. Biz şiddetten yana değiliz, bir öğretmen ne diye çocuğu dövsün. Öyle bir ortam var ki, 40-50 kişi bir sınıfa dolduruluyor. 20 kişiyi geçen bir sınıfta eğitim olur mu? Özel okullarla devlet okulları yarıştırılıyor. Sadece öğretmeni suçlayarak, Türk eğitim sistemi yok oluyor diyemezsiniz. Okullar özgür, çocukların nefes alacağı ortamlar oluşturulsun biz öğretmenler işimizi dört dörtlük yaparız.
Bakan Selçuk'un çalışmalarını yakından takip ediyorum. Özel eğitim kurumlarından geliyor. Biz köy enstitüsü ruhunu okullara getirmeliyiz. Tüketimden uzaklaşmalı, üretime geçmeliyiz. Demokrasiyi içselleştirmeliyiz. Biz yöneticiler için değil, onlar bizim için çalışmalı. Demokrasi insanların uygarca yaşadığı bir sistemdir.

Köy Enstitülerinin kuruluş yılında neler yapacaksınız?

Köy Enstitüleri 79. yılını kutluyoruz. Bu yıl Hasan Ali Yücel'in hayatını anlatan 'Yücelin Çiçekleri' film gösterimini Denizli'ye getiriyoruz. 15 Temmuz Anadolu Lisesi'nde yapacağız. Yarın akşam 20.00'da herkesi bekliyoruz.

16 Nisan 2019 -

Muhabir Ayşe Selçuk



Yorum yazarak Denizli Ahval Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Denizli Ahval hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (554) 556 71 19
Reklam bilgi

Anket Sizce Denizli'de Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler Neresidir?

Bumerang - Yazarkafe