Röportaj
Giriş Tarihi : 15-07-2019 12:46   Güncelleme : 15-07-2019 13:06

“Montessori İle Dünya İnsanı Yetiştireceğiz”

Son yıllarda ülkemizde yayılan ve ailelerin merak ettiği montessori eğitimi,  benim de bir anne olarak en çok merak ettiğim konulardan biriydi. Tam da oğlum için kreş araştırma döneminde Montessori Eğitimi Uzmanı Gülbeyaz Kanber ile tanıştım. Montessori eğitimiyle ilgili merak ettiğim konuları sordum kendisine… Güzel bir haber verdi bize, Montessori Eğitim, Gelişim, Kültür Derneği yakında Denizli’de çalışmalarına başlıyor… Bu dernekle Denizlililer montessori eğitimini daha yakından tanıma fırsatı bulacak…

“Montessori İle Dünya İnsanı Yetiştireceğiz”

  

Montessori eğitimi nedir?

Montessori eğitimi, çocuğu doğduğu andan itibaren özgür kabul ediyor. Çocuğun kendi hızında öğrenmesine saygı duyulması gerektiğini kabul eden, konuşma ve hareket özgürlüğü sunan ve bireyin gelişimini, liderlik özelliğini ve özgüvenini yükselten bir felsefedir. Bu felsefeye göre oluşturulmuş bir eğitim metodudur.

Montessori felsefesi birçok şeyi kapsar. Sadece eğitim materyalleri sunmak,  konuşma ve hareket özgürlüğü sağlamak yeterli değildir. Montessori, dünyadaki bütün insanların barış içinde yaşamaları gerektiği felsefesini savunur. Başka kültürlere, dillere, dinlere saygı duyan ve birlikte yaşamayı çocukların özüne koyan bir felsefedir.

Kim tarafından ve ne zaman oluşturulmuştur?

Maria Montessori tarafından 1907’de oluşturulmuştur. Montessori, İtalya’nın ve Avrupa’nın ilk tıp doktorudur. O dönemde kadınların aynı Türkiye’deki gibi ev hanımı olma, çocuk yetiştirme becerilerine önem veriliyordu. Bunu ilk kıran kadındır. Kadın hakları ve çocuk hakları savunucusudur. Almanya’da bu konuda ilk konuşma yapan kadındır.

İtalya’dan yayılışı nasıl oluyor?

Maria Montessori, İtalya’da 1907 yılında ilk belediyenin bir projesine talip oluyor. Gelir düzeyi düşük olan bölgelerdeki çocukların eğimleriyle ilgili sorumluluğu alıyor. Bu çocuklardan bazıları öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar. Montessori, bu çocukları ilk olarak özgür bırakıyor ve onları gözlemliyor. Gözlemlerine göre eğitim materyalleri hazırlıyor.  Materyalleri çocukların göz hizasında raflara yerleştiriyor. Çocukları özgür bırakarak onların istediği materyallerle çalışma yapmasını sağlıyor. Her geçen gün gözlemleri sonucu farklı materyaller tasarlıyor. Materyallerin yüzde 90’ı renksiz ve ahşaptır. Doğayla insanın iç içe olması gerektiğini ve doğanın en güzel dengeyi insanın gelişiminde kurduğuna inanmıştır. Doğa olmazsa insan olmaz, insan olmazsa doğa olmaz. Renk yoktur oyuncaklarda, birkaç tanesine koymuştur sadece...

PEMBE KULENİN RENKLENME HİKAYESİ…

Matematiğini temel materyali olan pembe kulelere ilk başta çocuklar fazla ilgi göstermiyor. Maria Montessori önce portakal rengine boyuyor, çocuklar çok az çalışıp bırakıyor, sonra maviye boyuyor yine çok az çalışıp bırakıyorlar, sonra pembeye boyuyor. Bu kez daha fazla ilgi çekiyor, daha çok çalışıyorlar. Yükseltiyi anlatan merdiveni de pembenin kontrast rengi olan kahverengiye boyuyor. İki materyal yan yana geldiğinde renkleriyle birbirlerini tamamlıyorlar.

1 YILLIK EĞİTİMDE MÜTHİŞ BAŞARI

O zaman liderleri Mussolini didaktik bir lider. Maria Montessori, 1 yıl sonra devletin açtığı sınava bu çocukları sokuyor. Tabi bu çocukların özel durumlarını açıklamıyor. Bu sınav sonunda çocukların yüzde 90’ı 90 puan üzerinde alıyor. Normal gelişimli çocuklar 50-60 alırken bu çocukların başarısı o dönem tepki oluşmasın diye sınav sonuçları duyurulmuyor, sadece birkaç tanesi başarılı oldu deniliyor. Sınav sonuçları hala arşivlerde saklanıyor. Maria Montessoru bu eğitim sistemi yaygınlaştırmak istiyor. Bunun için didaktik yapıya sahip olan Mussolini’ye yakın ve onun gibi davranıyor. Yakınlaşmazsa felsefesini gelişmeyecek, çocuklar yararlanamayacaktır. Bu nedenle  4-5 yıl ona yakın davranıyor ve devlet okullarında bu sistemi uygulamaya başlıyor. M. Montessori o kadar güçlü bir kadın ki, bu felsefeyi dünyaya yaymak, bütün çocukların faydalanmasını sağlamak istiyor. Montessori İngiltere’ye ve Almanya’ya gidiyor. 1911’de Amerika’ya gidiyor. Newyork’ta 100 tane okul açılıyor. Bu felsefe uygulanmaya başlıyor. Amerika’ya yayılıyor şuan Amerika’da 5 bin 500’ün üzerinde bu sistemi uygulayan okul vardır. Bazıları devlet okuludur. Anasınıfı, ilkokul, ortaokul ve lise diye devam ediyor.

BAŞARILI VE BARIŞ İÇİNDE YAŞAYAN DÜNYA İNSANLARI YETİŞTİRMEK

Mussolini, Maria Montessori’nin bu sistemi dünyaya yaymasını istemiyor. Başarılı çocukların, üretin işçilerin sadece kendi ülkesinde olmasını istiyor. Montessori ise başarılı ve barış içinde yaşayan dünya insanları yetiştirmek istiyor. Mussolini ile çatışıyorlar ve ülkeyi terk ediyor. 

Dünyaya yayılması…

Almanya bu sistemi asker eğitiminde kullanıyor. Montessori, Hitlere karşı geliyor, bu sistem asker eğitmek için değil diyerek ülkeyi terk ediyor. Hollanda’ya gidiyor. Hollanda yönetimi bu eğitim sistemini ülkelerinde yaygınlaştırmasını istiyor kendisinden. Vatandaşlık vererek, onu dünya insanı olarak kabul ediliyor. Hollanda’da yaşıyor ama dünyayı gezerek bu sistemi tanıtıyor. 1930’larda İngiltere’de bir konferansına Gandi katılıyor ve ülkesine davet ediyor. Gandi, ‘ülkemde istediğin kadar kalabilirsin, bu sistemi uygulamadın köy kalmasın’ diyor. O zaman Pakistan yok, Hindistan’da bu felsefe yaygınlaşıyor. Pakistan kendi ülkesini kurduğunda bu felsefeyi uyguluyor okullarında, 1940 yılında Montessori Öğretmen Yetiştirme merkezi kuruyor. Maria Montessori, hayattayken binin üzerinde öğretmen yetiştiriyor.

Montessori eğitimi denilince, okul öncesi eğitim aklımıza geliyor. Öyle mi? Montessori sadece okul öncesi eğitimi midir?

Hayır, eğitim hayatı boyunca devam eden bir felsefedir. Montessori eğitimi 5 bölümden oluşuyor. Günlük hayat uygulamaları, duyusal, dil, matematik ve kültür. Bu 5 bölüm her yönüyle çocuktaki gelişmeyi sağlıyor. Okul öncesi eğitimde 0-6 yaş grubu yani gelişimindeki en hızlı öğrenme dönemidir. Hayat boyu öğrenmeye devam eder. Çocuğun analitik zekası, sosyal zekası, duygusal zekası, dil gelişimi, fiziksel, biyolojik gelişimi sağlıklı şekilde gelişir. Bir çocuğu 40 dakika kıpırdamadan oturttuğunuzda, çocuğun gelişimine aykırı bir durumdur. Kas gelişimini engelliyorsunuz. Hareket olmazsa, öğrenme olmaz, elde materyal olmazsa öğrenme gerçekleşmez. Siz bu dönemde çocuğa materyaller sunduğunuzda, çocuk dokunarak öğrendiği için beyin o bilgiyi kalıcı olarak saklar. Bu eğitim okul öncesi ve ilkokuldan başlıyor, üniversiteye kadar devam ediyor. Bu eğitimi veren üniversitelerin de açılması planlanıyor.

“TÜRKİYE DİDAKTİK EĞİTİM SİSTEMİNİ BIRAKMALIDIR”

Bu eğitim metodunun amacı ne?

Maria Montessori sınıf dizaynında, eğitim materyalleri çocukların göz hizasında olması ve çocuğun raftan kendisi materyalini seçerek istediği çalışmayı yapmasını sağlar ve öğrenme gerçekleşir. Hareket özgürlüğünü sunmazsanız, öğretmen raftan alıp ona getirirse çocuk kendi araştırma duygusunu, keşfetme duygusunu köreltir, geliştiremez. İlkokulda yine rafların yüksekliği değişir, raflar artar. Ortaokulda çocukların eşyaları kapalı dolaplardadır. Neden? Çocuk artık kendisi ne istediğini bilen, planlayan yaşa gelmiştir. Okul öncesi eğitimi montessori eğitimi olarak alan çocuklarda, öğrenme hayat boyu devam ediyor. Montessori sisteminde öğretmen diktatik yapıda değildir. Türkiye’deki eğitim sistemi diktatiktir. Bu eğitim sistemi dünyada bırakılmıştır ama biz hala bu eğitime devam ediyoruz. Bu eğitimde çocuk kendisi araştırmayı değil, hep birinden bir şey beklemeyi ve onun istediği şeyi yapmayı öğreniyor. Türkiye mevcut eğitim sistemini bırakmalıdır.

“40 DAKİKA KIPIRDAMADAN DURMASI ÇOCUĞUN DOĞASINA AYKIRI”

Sınıf ortamında kurallar vardır. Ama çocuk sürekli susturulduğunda, sürekli ‘dinle, konuşma’ denildiğinde davranış bozuklukları başlar.  Dil gelişimi geriler, özgüvenleri düşer. Kendini ifade edebilen, öğrendiklerini uygulama alanları sınırlandırılmış olur. Çocuğun 40 dakika kıpırdamadan durması biyolojisini aykırı. Hareket etmeli, öğrendiklerini uygulamalıdır. Araştırmak için hareket etmesi gerekiyor. Hareketsizlik araştırma duyguları köreltiliyor. Bizim sınav odaklı sistemimiz çocuğun araştırma ve öğrenme duygusunun güzelliğini yok etmiş oluyor. Montessori eğitimi çocuğa kendisini geliştirme fırsatı verir. 

Montessori eğitimi ile nasıl tanıştınız?

Hacettepe kimya mezunuyum. Amerika’ya yerleştik. Oğlum 2 yaşındayken anaokuluna iş başvurusu yaptım. Montessori okulunda göreve başladım. Öğrenme süreci uzun bir sürece yayılıyor. Bir yıl teorik eğitim alıyorsunuz, 4-5 yıl asistanlık yapıyorsunuz, 6. yılında kendi sınıfınız ancak oluyor. Montessori gözleme dayalı eğitim, çocuğu gözlemleyerek onun hangi alanda desteğe ihtiyacı olduğunu anlıyorsunuz, yönlendiriyorsunuz. Gözlem yapmak için tecrübe olması gerekiyor. Montessori insanın sağlıklı, çok güçlü, yaratıcı, özgür, keşfeden yapısını oluşturuyor. 97 yılından beri montessori üzerine çalışıyorum. 5 yıldır da Denizli’de montessori eğitimi veren kreşimiz vardı. Şimdi çalışmalarımıza dernek çatısı altında devam edeceğiz. 

 “TÜRKİYE’DEKİ EĞİTİMDEKİ UÇURUMU KAPATMAK İSTİYORUZ” 

Montessori Eğitim, Gelişim, Kültür Derneği kurdunuz, dernek hakkında bilgi verir misiniz? 

Montessori Eğitim, Gelişim, Kültür Derneği kurma amacımız öğrenciler arasındaki akademik uçurumu montessori eğitimiyle kapatmak ve bu sistemi yaygınlaştırmak. Dünya standartlarında bir eğitimi getirmek, dünya vizyonunu geliştirmek, eğitimdeki uçurumu kapatmak. Dernekte de öğretmen eğitimi, anne- baba eğitimi, çocukların eğitimi yapacağız. Derneğimizin projesi hazır, Avrupa Birliği, İç İşleri Bakanlığıyla koordineli hareket ediyoruz. Biz Denizli’den başlayarak hizmet vermek istiyoruz. Amacımız montessori eğitiminin Türkiye’de doğru bir şekilde uygulanması ve yaygınlaştırılması, öğretmen, anne baba eğitimi ve örnek sınıfların oluşturulması için çalışacağız. Montessori eğitim anaokulu kısmında en az 3 yıl sürüyor. Derneğimizin projesi tamamlandığında, aktif çalışmalarımızı bir dernek binamızda yapacağız. Materyallerimiz, kitaplarımız, uygulamalarımız, aktivitelerimiz, seminerlerimiz olacak. Amacımız maddi değil, çocuklarımızı dünya standartlarında yetiştirmek istiyoruz. Eğitim hayatın temeli, bu temel sağlam oturursa Türkiye çok güçlü olur.

 Çocuğunun Montessori eğitimi almasını isteyen velilere ne söylemek istersiniz?

  Türkiye’de montessori eğitimi veren okullarla ilgili genel bir şey söylemem doğru olmaz. Bu eğitim sistemini bilen kişi sayısı ile ilgili bir veri yok. Montessori eğitimin ticarete döken kişiler var. Pembe kule satılıyor, oyuncak olarak, aileler satın alıp oyuncak diye çocuğun odasına koyuyor. Pembe kule oyuncak değildir, matematiğin temelidir. Montessori eğitimi 1 saate sığdırılamaz, öğrenme ruhu tam güne yayılıyor, bu eğitim özgündür, çocuk kendisi keşfetmeli, çalışmasını kendisi seçmeli, bir materyal koyup bunu yapın dediğinizde bu montessori olmuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Fenerbahçe 3 1
  • 2 Sivasspor 3 1
  • 3 Yeni Malatyaspor 3 1
  • 4 Yukatel Denizlispor 3 1
  • 5 Alanyaspor 3 1
  • 6 Antalyaspor 3 1
  • 7 Çaykur Rizespor 3 1
  • 8 Kasımpaşa 1 1
  • 9 Trabzonspor 1 1
  • 10 Konyaspor 1 1
  • 11 MKE Ankaragücü 1 1
  • 12 Gençlerbirliği 0 1
  • 13 Göztepe 0 1
  • 14 Kayserispor 0 1
  • 15 Galatasaray 0 1
  • 16 Beşiktaş 0 1
  • 17 Medipol Başakşehir 0 1
  • 18 Gazişehir Gaziantep 0 1
HAVA DURUMU
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA